Hem öğretmen hem uzman psikolog. Mitolojiye bayılan, kitap okumadan uyuyamayan, konu spora gelince yerinde duramayan "rüzgarı kendinden menkul uçurtmanın teki" :)
7 Eylül 2012 Cuma
Olay yeri Barselona'nın ünlü caddesi La Rambla. Bende arkadaşımla akşam yürüyüşüne çıkmışım. 2012 haziran yani Euro 2012 maçlarının olduğu dönemdeyiz. 2 tane turuncu tişörtlü kız arkamızdan gülüşerek geliyorlar belli ki biraz alkol alınmış ve o gün Hollanda maçı var. Turuncu tişörtlerden anlıyoruz ki kızlar Hollandalı. Karşıdan da esmer tenli ve yine turuncu tişörtlü bir adam gelmekte. Kızlar bir an heyecanlandılar ve adama doğru kollarını açarak koşmaya başladılar. Adam şaşırdı ama bu güzel kızların kendisine koşması hoşuna gitmişe benziyordu. Kızlardan birinin "are you Holland?" sorusunu duydum ve o an adam şaşırdı. Bir an bekledi ve cevabı verdi. "I am Brasil but i love Holland!" ve ben gülmekten kırıldım. Adamımız kızların ilgisini kaybetmeyi göze alamadı besbelli.
31 Ağustos 2012 Cuma
Günler günleri kovalarken yalnızlığın dibine vurmak diye bir şey var. Oysa ki istediğimiz sadece biraz ilgi. Her geçen dakika ömrümüzden çalıyorsa kaçırdığımız yaşamların değerini bilemiyorsak ne demeye yaşamaya çalışıyoruz ki. Şairin de dediği gibi "basit yaşayacaksın hayatı, basit. Susayınca su içecek kadar basit!" Ah Nazım ah olamadık biz. Etiketlere takıldık, fikirlerin derinliğini anlamını düşünemedik. Oysa geri dönebilmek ne mümkün! Ve ders almak gerekli mi hatalardan? Boşver çok düşünme hata işte, aklına bile getirme yaşananları. Sadece yaşayacaklarını düşün. Yeni hatalar da olsun hiç sıkma canını. Kim hata yapmadan ölebilmiş ki? Biz ne çok üstün varlıklarız ne de kendimizi değersiz hissettirenler kadar basit kalırız. Orta karar bir hayat bizimkisi. Kendi fırsatlarımızı da öğreniriz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)