15 Haziran 2016 Çarşamba

KIRMIZI PAZARTESİ- GABRİEL GARCİA MARQUEZ



1982 Nobel Edebiyat Ödülü almış, bir solukta okunabilen
 ama insanın içini acıtan harika bir eser. 

İnsanı düşünmeye sevk eden çok ince cümleler barındırıyor.


1981den 2016ya aslında pek de bir şeyin değişmediğini,
 insanoğlunun çirkin yüzünün hep aynı olduğunu yüzümüze vuruyor.

Önyargının dünyanın merkezini değiştirecek güce sahip olduğunu anlatıyor yazar "Bana bir önyargı verin dünyayı yerinden oynatayım" cümlesiyle. 

Peki nasıl oluyor da bir cinayetin işleneceğini o kasabadaki herkesin bilmesine rağmen bunu hiç kimse engel olmaya bile çalışmıyor? 

Düşünün bir kere; aynı yerde yaşadığınız, akrabanız, komşunuz o sabah öldürülecek ve siz buna karşı kesinlikle kayıtsız kalmayı tercih edip onun göz göre göre ölüme gitmesini izleyebiliyorsunuz. 

Aslında yazar  içimizde bulunan en ilkel yanımızı yüzümüze vuruyor bu eserde.
 Bizim de Santiago Nasar'ın ölümüne (cinayetine) karşı kayıtsızlığımızla bizi baş başa bırakıp kitaba son veriyor. 

Beni etkileyen kısımlardan biri de namus cinayeti adı altında işlenen bir cinayete karşın ortada bir kanıt olmamasına rağmen tüm herkesin ortak bir tavır sergileyebilmesi. Gerçekten şaşırtıcı bir realite.


Kitabın vurucu girişi de kitabın tamamı kadar dokunaklı:


"Aşk avına çıkmak,
şahinle avlanmak gibidir."
GIL VICENTE




9 Haziran 2016 Perşembe

8. KADIKÖY KİTAP GÜNLERİ





                 Geçtiğimiz hafta Kadıköy'de harika bir organizasyon yapıldı. Kadıköy Belediyesinin ev sahipliğini yaptığı ve 8.si düzenlenen "Kitap Günleri" gerçekleştirildi. Haydarpaşa Garının müthiş atmosferinde yapılan organizasyona onlarca yayınevi katıldı. Ben de mutluluktan uçarak gittim :) 


   Anadolu yakasında oturanların anlayabileceğini düşündüğüm "Tüyap Kitap Fuarına Gidememe Sendromu" kısaca TKFGS dediğimiz olaydan ötürü kitap fuarına hasret kalmış bünyeme ilaç gibi geldi :)  Hele ki eski tren vagonlarının arasında kurulmuş olan standlardan alışveriş yaparken bir yandan vagonları göz ucuyla kesmek muhteşem bir duyguydu. Normal şartlar altında giremediğimiz vagonlara girip üstüne bir de orada kitap okuma duygusu deyip devamını size bırakıyorum .  



  Şu yayınevine gideyim, şu kitabı da alayım, aman şunu da ne zamandır arıyordumlarla geçen saatler ve sonunda çayımızı alıp gar merdivenlerine oturup insanları izleme keyfi gerçekten ruhsal olarak doyum sağlamamıza neden oldu. 



Yayınevlerinin de her birinde süper indirimlerle ve kendimi daha fazla almama konusunda durdurma çabalarım sonucu birkaç kitap alıp oradan ayrıldım. 


ve tabi tadı damağımda kalarak...


 




Benim tercihlerim de bu kitaplar oldu, tabi ki aklım geride kalan alamadığım kitaplarda kaldı.