13 Haziran 2016 Pazartesi

"İhsan Oktay Anar"





Bazı yazarları bu zamana kadar okumamış olmak, yeni tanışmış olmak beni şaşırtıyor. Bunlardan biri de İhsan Oktay Anar. Okuyucuyu kitabına öyle bir çekiyor ki  roman kahramanlarıyla hayatınıza devam etmek istiyorsunuz. O dönemde yaşamak o insanlarla aynı havayı solumak istiyorsunuz. 



Puslu Kıtalar Atlası'nı henüz bitirmiş bulunmaktayım. Bu kitap benim hayatımın devamında da bana eşlik edecek kitaplar listesinde üst sıralarda yerini aldı bile. Artık etrafa bakarken gördüklerimin gerçekten var olduğunu mu yoksa ben onları düşündüğüm için mi baktığım yerde olduklarını düşünmekle geçecek zamanım. 


Galatada dolaşırken, Tophaneden geçerken, Karaköyde yürürken o anlatılan İstanbul'u gözümde canlandırıp köşeden Uzun İhsan Efendi'nin çıkmasını bekleyeceğim bir an.


Efrasiyabın masallarını okurken içimdeki çocukla bu masallara inanıp uykuya dalmadan kendi masal kahramanlarımı düşüneceğim. 


Ve her daim hayranlık duyacağım yazarın adını duyduğumda. Tarih bilgisine, anlatımına, okuyucuyu da romanın içine katan üslubuna hep hayran kalacağım. Ve kendime söz veriyorum 5 yıl sonra bu romanı tekrar okuyup yine notlarımı alacağım ve şu anki hislerimle o zamanki ben arasında kendimi sorgulayacağım. 



Bu romanı bir de orjinal dilinden okumak bize nasip olduğu için Türkçeyi ayrı seveceğim. Çünkü muhteşem anlatımları olan bazı romanların çeviri kurbanı olduğunu gördükçe anadilimizde yazılmış böylesi harika romanlara sarılası geliyor insanın :) 



O zaman yaşasın tam bağımsız harika roman yazarları !!! 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder