1982 Nobel Edebiyat Ödülü almış, bir solukta okunabilen
ama insanın içini acıtan harika bir eser.
İnsanı düşünmeye sevk eden çok ince cümleler barındırıyor.
1981den 2016ya aslında pek de bir şeyin değişmediğini,
insanoğlunun çirkin yüzünün hep aynı olduğunu yüzümüze vuruyor.
Önyargının dünyanın merkezini değiştirecek güce sahip olduğunu anlatıyor yazar "Bana bir önyargı verin dünyayı yerinden oynatayım" cümlesiyle.
Peki nasıl oluyor da bir cinayetin işleneceğini o kasabadaki herkesin bilmesine rağmen bunu hiç kimse engel olmaya bile çalışmıyor?
Düşünün bir kere; aynı yerde yaşadığınız, akrabanız, komşunuz o sabah öldürülecek ve siz buna karşı kesinlikle kayıtsız kalmayı tercih edip onun göz göre göre ölüme gitmesini izleyebiliyorsunuz.
Aslında yazar içimizde bulunan en ilkel yanımızı yüzümüze vuruyor bu eserde.
Bizim de Santiago Nasar'ın ölümüne (cinayetine) karşı kayıtsızlığımızla bizi baş başa bırakıp kitaba son veriyor.
Beni etkileyen kısımlardan biri de namus cinayeti adı altında işlenen bir cinayete karşın ortada bir kanıt olmamasına rağmen tüm herkesin ortak bir tavır sergileyebilmesi. Gerçekten şaşırtıcı bir realite.
Kitabın vurucu girişi de kitabın tamamı kadar dokunaklı:
"Aşk avına çıkmak,
şahinle avlanmak gibidir."
GIL VICENTE

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder